KÜF MEDYA | KENT HAFIZASI / ARŞİV DOSYASI
Bugün apartmanlarla çevrili Kavaklıdere, Ayrancı ve Çankaya’nın bir zamanlar bağlarla anılan bir Ankara’nın parçası olduğunu; Atatürk Orman Çiftliği’nde bira, şarap ve daha sonra viski üretildiğini biliyor muydunuz? Başkentin unutulan içki fabrikaları, yalnızca ürünlerin değil, üreticilerin, işçilerin ve kent hayatının da hikâyesini taşıyor.
Ankara denince akla çoğu zaman Meclis, devlet kurumları ve Cumhuriyet mimarisi gelir. Oysa bu şehrin bir başka geçmişi de bağlarda, mahzenlerde, fabrika bacalarında ve sokak büfelerinde saklı. Eski Ankara’nın şarapçılık ve bira üretimi, tarımın sanayiye dönüştüğü; yeni iş alanlarının, lokantaların ve sosyal buluşma mekânlarının ortaya çıktığı uzun bir dönemi anlatıyor.
Bir zamanlar Ankara bağlar kentiydi

Kavaklıdere, Etlik, Keçiören, Çankaya ve kentin çevre yerleşimleri, geçmişte bağ evleri ve üzüm yetiştiriciliğiyle anılıyordu. Üzüm yalnızca şaraplık bir ürün değildi; sofralık üzüm, şıra ve pekmez de bağcılık ekonomisinin parçasıydı. Bağlar aynı zamanda ailelerin mevsimlik yaşamını ve sosyalleşme alışkanlıklarını şekillendiriyordu.

Bu geçmişi anlamak için Ankara’nın yalnızca Cumhuriyet döneminde kurulan fabrikalarına bakmak yetmez. Bağcılık ve şarap üretimi, kentte modern fabrikalardan önce de vardı. Cumhuriyet’in ilk yılları ise bu üretim bilgisinin yeni işletmeler ve tekniklerle birleştiği dönem oldu.
1929: Kavaklıdere’de bağdan fabrikaya
Sevda Tunalı And ve Cenap And’ın 1929’da kurduğu Kavaklıdere Şarapları, adını Ankara’nın Kavaklıdere semtindeki bağlardan aldı. Şirketin kendi tarihçesine göre kuruluş, özel sektör şarapçılığının erken ve önemli örneklerindendi. Avrupa’dan getirilen teknik donanım ve uzmanlık, üretimin geliştirilmesinde kullanıldı.

Fabrika yalnızca üzümün şaraba dönüştüğü yer değildi. Şişeleme, depolama, nakliye ve satış süreçleri yeni bir iş ve ticaret ağı yaratıyordu. Dönemin fotoğraflarında Kavaklıdere adını taşıyan taşıma araçları ve tanıtım stantları, bugün büyük ölçüde unutulmuş bu üretim dünyasının izlerini gösteriyor.

Ankara büyüyüp yapılaşma bağları çevreledikçe üretimin eski semtte sürdürülmesi güçleşti. Kavaklıdere Şarapları, 1987’de üretim merkezini Ankara’nın Akyurt ilçesindeki yeni tesisine taşıdı. Marka Ankara’yla bağını korurken, bir dönem fabrikanın çevresinde şekillenen semt hayatı değişmişti.
Atatürk Orman Çiftliği: Bira, sanayi ve gündelik yaşam
1925’te kurulan Atatürk Orman Çiftliği tarımsal üretimin yanında sanayi tesislerini de barındırıyordu. Çiftlikte 1934’te malt ve bira fabrikası kuruldu, 1937’de daha büyük ikinci bira tesisi açıldı. Üretim sadece fabrikayla sınırlı değildi: çiftlikte çalışanların kullandığı yapılar ve halka açık dinlenme alanları da bu çevrenin parçalarıydı.

Ankara Birası zamanla fabrikadan taşarak kentin lokantalarında, gazinolarında, büfelerinde ve reklamlarında görünür hâle geldi. Bu, erken Cumhuriyet dönemi başkentinde tarım, sanayi ve kamusal yaşamın nasıl birbirine bağlandığını gösteren örneklerden biriydi.
Ankara Birası’nın afişleri ne anlatıyor?
Dönemin reklam afişlerinde bazen işçi ve başaklar, bazen kentli çiftler, bazen de fabrikalar vardı. Birayı neşeyle, modern hayatla ve üretimle ilişkilendiren bu görseller bugün başkentin görsel kültürüne ait tarihî belgelerdir.



Afişlerde yer alan sağlıkla ilgili ifadeler o dönemin reklam dilini yansıtır; alkol tüketiminin sağlıklı olduğuna ilişkin güncel bilimsel bir kanıt olarak değerlendirilmemelidir. Buradaki değerleri, reklamcılık tarihine ve Ankara’nın kamusal hayatına dair sundukları tanıklıkta yatıyor.
Fabrikadan büfeye, büfeden sofraya


Ankara’nın içki üretimi tarihi yalnızca fabrika kapılarının ardında yaşanmadı. Ürünlerin satıldığı büfeler, gazinolar, lokantalar ve aile sofraları da bu geçmişin parçasıydı. İçki kültürü farklı toplumsal kesimler için aynı anlama gelmiyordu; kimi mekânlar gelir düzeyi yüksek grupların uğrak yeri olurken, çiftliğin açık alanları daha geniş kesimlere hitap ediyordu.
Ankara Viskisi: Başkentte üretilen başka bir içki
Ankara’nın üretim hikâyesinin az bilinen sayfalarından biri de viski. AOÇ’deki bira fabrikası bünyesinde 1957’de başlayan viski yapım denemeleri, 1960’ların ortasında daha geniş ölçekli üretime dönüştü. TEKEL döneminin Ankara Viskisi, meşe fıçılarda dinlendirilen bir yerli üretim örneğiydi.

Ankara Viskisi 2000’li yıllarda üretimden çekildi. Bugün eski şişeleri, etiketleri ve reklamları koleksiyonlarda yaşamaya devam ediyor. Bir içki markasının ötesinde, yerli sanayi deneyiminin somut hatıraları olarak önem taşıyor.
İşçilerin ve kaybolan üretim alanlarının tarihi
Fabrika tarihini, çalışanların hikâyesinden ayırmak mümkün değil. 21 Mayıs 1964’te TEKEL işyerlerine ilişkin önemli bir toplu iş sözleşmesi, Ankara Bira Fabrikası’nın lokalinde imzalandı. Bu olay, fabrikanın yalnızca üretim yapılan değil, çalışma hayatının örgütlendiği bir mekân olduğunu da gösteriyor.
1994’te TEKEL’in Ankara Bira Fabrikası’nda bira üretimi durduruldu. Sonraki yıllarda içki işletmelerinin mülkiyeti ve üretim coğrafyası değişti. Fakat Ankara’da üretim bütünüyle bitmedi: Akyurt’ta şarap üretimi ve Kahramankazan’da özel sektör bira üretimi devam etti.
Bağlardan geriye ne kaldı?
Ankara’nın bağlarının bir bölümü yapılaşmayla kayboldu; eski üretim tesisleri kapandı, taşındı ya da farklı işlevler kazandı. Ama semt adları, fabrika binaları, taşıma araçları, şişeler, afişler ve çalışanların hikâyeleri bu dönüşümün izlerini taşıyor.
Ankara’nın içki fabrikalarının geçmişi, aslında kentin nasıl üretip büyüdüğünün, nasıl çalışıp sosyalleştiğinin ve hangi mekânları geride bıraktığının tarihidir.
Kaynak notu: Atatürk Ansiklopedisi (Atatürk Orman Çiftliği), Kavaklıdere Şarapları kurumsal tarihçesi, Tekgıda-İş Sendikası 1964 toplu sözleşme incelemesi, Rekabet Kurumu kararları ve Kebikeç dergisinde yayımlanan Viskiname araştırması. Fotoğraf ve afişlerin özgün arşiv künyelerinden henüz doğrulanamayan tarih ve kişi bilgileri kesin olarak sunulmamıştır.



Bir yanıt yazın