KÜF logosu

Gündem · Ankara · Emek · Kültür ve Sanat

Etnik Börek

KÜF Medya köşe yazısı kapağı: H. Cengiz Gültekin, Etnik Börek başlığı ve temsili börekçi görseli

H. Cengiz Gültekin yazdı

Tarihi net hatırlamıyorum ama 90’ların ilk yarısı olduğundan eminim. Yine İstanbul tatillerimden birinde; “-hadi gel, sana Kürt böreği ısmarlayayım” demişti, sevgili kuzenim.

Çok iştahlı bir çocuk değildim. Ulusalcılıkla hemhal apolitikliğimin de son/kararsız yıllarıydı ve Kürtlerden de pek haz etmiyordum “doğal” olarak. Zaten devletimiz de Kürtlerden pek haz etmememiz için elinden geleni fazlasıyla yapıyordu. Gazetelerde “bölücü”, televizyonda “terörist”, sokakta “şüpheli” diye dolaşan bir halkın adından söz ediyoruz. “Kürt” kelimesinin kendisi bile insana tekin olmayan bir şey çağrıştırıyordu.

Ama nedense “Kürt böreği” ilgimi çekmişti.

Belki de börek kısmı, Kürt kısmının yarattığı tedirginliği biraz hafifletiyordu. Neticede karşımızda silahlı bir örgüt değil, pudra şekerli bir hamur işi vardı.

“-Olur,” dedim. “-Yiyelim bakalım şu bölücü böreği.”

Beyoğlu’nun, daha sonraki yıllarda hayatımın en güzel günlerini geçireceğim ara sokaklarından birine daldık. O yılların Beyoğlu’su… Dar sokaklar, sigara dumanı, birbirine karışan insan sesleri. Taksim’in ufak tefek börekçilerinden biri. Tezgahın üzerinde cam fanuslar, yağlı kağıtlar, demir tepsilerde bekleyen börekler…

İçeri girdik. Menüye baktım. Karaköy böreği. Su böreği. Serpme börek. Bir sürü börek vardı ama Kürt böreği yoktu. Ne olduğunu anlayamadım. Kuzenime döndüm: “-Biz Kürt böreği yemeye gelmedik mi? “-Evet.” “-E hani nerde?” Gösterdi: Etnik Börek! “-E niye Kürt böreği yazmıyor?” Sesini biraz alçalttı: “-Yazamıyorlar.” İşte o kısmı anlamamıştım.

Bir börekçinin menüsüne “Kürt” yazmanın neden mesele olduğunu, bir halkın adının bir hamur işinin üzerinde bile neden saklanmak zorunda kaldığını kavrayacak yaşta değildim belki. Memleketin büyük meseleleriyle küçük ayrıntıları arasındaki ilişkiyi henüz kuramıyordum. Sonradan anladım ki bir dönemin ruhunu kavramak için ayrıntılar önemli. Bir börekçi menüsü mesela. Etnik börek: Kürt böreğinin Kürtlüğünden arındırılmış hali…

90’ların Türkiye’sinde tuhaf bir kelimeydi zaten “etnik”. Söylediğiniz şeyin adını söylemeden onu tarif etmenin devletçe makbul yollarından biriydi. Kimliği görünmez kılan, her şeyi anlatıyor gibi yapıp hiçbir şey söylemeyen bir kelime. Bugünden geriye baktığımda bana asıl çarpıcı gelen de bu oldu.

Aradan otuz küsur yıl geçti.

Bir zamanlar Beyoğlu’nda küçücük bir börekçi, menüsüne “Kürt” yazmaya çekiniyordu. Bugün ise aynı ülke, Kürt meselesinin farklı boyutlarını Meclis’te kurulmuş bir komisyonun raporunda, siyasal temaslarda ve yasal düzenleme tartışmalarında konuşuyor.

Elbette buradan romantik bir sonuç çıkarmamak lazım.

Bir meselenin konuşulabiliyor olması, çözüldüğü anlamına gelmez. Hele Türkiye gibi hafızası kısa, inkarı uzun bir ülkede hiç. Bugün konuşulanın yarın yeniden susturulmayacağının da garantisi yok.

Ama insan yine de şu tuhaf mesafeye bakmadan edemiyor: Bir zamanlar Kürt kelimesi bir böreğin üzerinde bile fazla “tehlikeliydi.” Bugün Kürt meselesinin nasıl çözüleceği üzerine siyaset yapılıyor.

Demek ki bazen tarihin aldığı yolu büyük nutuklardan değil, küçücük kelimelerin başına gelenlerden takip etmek daha anlaşılır ve mümkün.

H. Cengiz Gültekin

Bu haberi paylaş

Instagram bağlantıları doğrudan gönderiye eklemez. Telefonda paylaşım menüsünden Instagram’ı seçebilir veya bağlantıyı Hikâyenizde kullanabilirsiniz.

KÜF BÜLTEN

Küf Medya’nın güncel haberleri ve haftanın öne çıkan başlıkları e-postanızda.







Ücretsiz abonelik. İstediğiniz zaman ayrılabilirsiniz.

Bir yanıt yazın