KÜF logosu

Gündem · Ankara · Emek · Kültür ve Sanat

,

Ekim Devrimi 109 yaşında: Ekmek, barış, toprak ve yeni bir dünya arayışı

1917 sonbaharında Petrograd'da bir Kızıl Muhafız birliğinin üyeleri; tarihi siyah-beyaz fotoğraf.

KÜF MEDYA | TARİH DOSYASI | 7 KASIM 2026

109 yıl önce Rusya’da yalnızca bir hükümet yıkılmadı. Savaşın, yoksulluğun ve büyük toprak mülkiyetinin yükünü taşıyan işçiler, köylüler ve askerler, toplumun nasıl yönetileceği sorusunu tarihin merkezine taşıdı. Ekim Devrimi, emek, barış ve toplumsal eşitlik taleplerinin devlet politikalarını yeniden şekillendirdiği, etkileri Rusya sınırlarını aşan tarihsel bir dönüm noktasıydı.

Bir fabrika işçisinin hayatı kaç saatlik çalışmadan ibaret olmalı? Tarlayı işleyen köylünün toprak üzerinde ne hakkı bulunmalı? Bir savaşın bedelini kim ödemeli? 1917’nin Rusya’sında bu sorular akademik tartışmalardan çıkıp sokakların, fabrikaların, köylerin ve asker kışlalarının gündemi haline gelmişti.

Ekim Devrimi’nin 109. yılında, onu yalnızca Lenin’in adıyla ya da Kışlık Saray’ın kapılarıyla anlatmak eksik kalır. O tarihin içinde greve çıkan kadınlar, fabrikalarda komiteler kuran işçiler, cephelerden dönmek isteyen askerler ve büyük toprak sahiplerinin mülkiyet düzenine itiraz eden köylüler vardı. Devrimin insanlık tarihi açısından önemi yalnızca yöneticilerin değişmesinde değil; milyonlarca insanın kendi hayatı ve geleceği üzerinde söz sahibi olma isteğinin tarihe yön vermesinde yatar.

1917’yi hazırlayan hayat: Savaş, açlık ve eşitsizlik

Birinci Dünya Savaşı, Çarlık Rusyası’nda ağır insan kayıplarına, ulaşım ve ikmal krizlerine, yükselen fiyatlara ve gıda kıtlığına neden oldu. Kentlerde işçilerin çalışma koşulları ağırlaşırken köylülerin toprak talebi çözülmemişti. İmparatorluk, milyonlarca insanın gündelik yaşamını belirleyen bir krizin içindeydi.

Rusya’nın devrimci yılı Şubat ayında açıldı. Bugünkü takvimle 8 Mart 1917’de Petrograd’da kadın tekstil işçilerinin katıldığı gösteriler büyüdü; grevler başka işyerlerine yayıldı. Kitle hareketi ve askerler arasındaki çözülme, Çar II. Nikolay’ın tahttan çekilmesine uzandı. Bu nedenle 1917’nin tarihini yazarken kadınların mücadelesini dipnota atmak mümkün değildir.

Çarlığın yerine kurulan Geçici Hükümet savaşı sürdürdü. İşçi ve asker temsilcilerinin oluşturduğu sovyetler ise fabrikalarda, garnizonlarda ve kentlerde başka bir siyasal meşruiyet merkezi haline geldi. Sovyet sözcüğü burada işçi, asker ve zamanla köylü temsilcilerinin konseylerini anlatıyordu; Sovyetler Birliği adlı devlet henüz kurulmamıştı.

Ekmek, barış, toprak: Bir sloganın toplumsal karşılığı

Bolşeviklerin öne çıkardığı barış, toprak ve sovyet iktidarı talepleri geniş kesimlerin yaşadığı somut sorunlarla buluştu. İşçiler üretim üzerinde söz sahibi olmak, köylüler toprak sorununu çözmek, cephedeki askerler savaştan çıkmak istiyordu. Lenin’in Nisan 1917’de ortaya koyduğu siyasal çizgi, Geçici Hükümet’e desteği reddediyor ve iktidarın sovyetlere geçmesini savunuyordu.

Bu taleplerin gücü, yalnızca bir partinin çağrısından değil; farklı kesimlerden insanların gündelik hayatında karşılık bulmasından doğdu. Ekmek, bir lokma gıdanın ötesinde insanca yaşamı; barış, emperyal savaşın sona ermesini; toprak ise köylünün asırlık eşitsizlikle hesaplaşmasını simgeliyordu.

7 Kasım 1917: Petrograd’da iktidarın el değiştirmesi

Rusya’nın o tarihte kullandığı Jülyen takvimine göre 25 Ekim, günümüzde kullanılan Gregoryen takvimde 7 Kasım 1917’ye denk gelir. Adının “Ekim Devrimi” olmasının, yıldönümünün ise 7 Kasım’da anılmasının nedeni budur.

Bolşeviklerin etkili olduğu Petrograd Sovyeti’nin Askerî Devrimci Komitesi koordinasyonunda Kızıl Muhafızlar, devrimci askerler ve denizciler başkentteki önemli ulaşım ve haberleşme noktalarını kontrol altına aldı. Geçici Hükümet devrildi. İkinci Tüm Rusya Sovyetleri Kongresi yeni hükümetin oluşumuna sahne oldu; Lenin başkanlığında Halk Komiserleri Konseyi kuruldu.

Başkentte iktidarın devralınması, sonraki dönem resim ve filmlerindeki tek bir görkemli savaş sahnesine indirgenemez. Rusya’nın farklı bölgelerinde süreç farklı hızlarda ve çatışmalarla ilerledi. Ama temel kırılma açıktı: Çarlık sonrası düzenin nasıl kurulacağına dair mücadelede Bolşevikler iktidarı ele geçirmişti.

İlk kararlar: Barış çağrısı, toprağın yeniden düzenlenmesi

Yeni yönetimin ilk kararnameleri, devrimci hareketin dayandığı taleplerin devlet politikası haline getirilmesine yönelikti. Barış Kararnamesi savaşan ülkelere ilhaksız ve tazminatsız barış görüşmeleri çağrısı yaptı. Toprak Kararnamesi büyük toprak mülkiyetini tazminatsız kaldırma yönünde hüküm getirdi ve toprakların yerel köylü örgütleri eliyle yeniden düzenlenmesinin önünü açtı.

Barış hemen gerçekleşmedi. Sovyet Rusya, Mart 1918’de Brest-Litovsk Antlaşması’yla savaştan çıktı ve ağır toprak tavizleri verdi. Yine de 1917’nin barış çağrısı, savaşın yükünü omuzlayan halkların taleplerinin devrimci siyasette ne denli merkezi olduğuna işaret ediyordu.

Sekiz saatlik iş günü ve işçi denetimi

Yeni iktidarın Ekim’in hemen ardından yayımladığı çalışma süresi kararnamesi, iş gününü sekiz saatle ve haftalık çalışma süresini 48 saatle sınırlandırdı. 27 Kasım 1917 tarihli İşçi Denetimi Kararnamesi üretim, stok, alım satım ve işletme maliyesi üzerinde işçilerin seçilmiş örgütleri aracılığıyla denetimini öngördü.

Bu düzenlemeler, çalışan insanların yalnızca ücret karşılığında emek veren kişiler değil, çalışma koşulları ve üretimin yönetimi üzerinde söz sahibi olması gerektiği düşüncesini somutlaştırdı. Elbette iç savaş, ekonomik çöküş ve merkezi yönetimin güçlenmesi bu uygulamaların sınırlarını ve dönüşümünü belirledi. Yine de işçi denetimi tartışması, 1917’yi yalnızca iktidar değişikliği değil bir toplumsal düzen arayışı olarak okumayı sağlar.

Kadınların kurtuluşu, aile ve gündelik hayat

Devrimin kadınlar için taşıdığı önem, fabrikada işçiliğin ya da sandıkta seçmenliğin ötesine uzandı. Rusya’da kadınların oy hakkı Ekim Devrimi’nden önce, 1917’de Geçici Hükümet döneminde tanınmıştı. Bolşevik iktidar sonrasında ise 1918 aile hukuku reformuyla medeni evlilik, boşanma ve hukuki eşitlik alanlarında değişiklikler yapıldı. 1920’de Sovyet Rusya’da kürtaj belirli yasal koşullarda serbest bırakıldı.

Aleksandra Kollontay ve başka devrimci kadınlar, kadınların özgürleşmesinin yalnızca kanun önünde eşitlikle sınırlanamayacağını; ev içi emeğin, çocuk bakımının ve ekonomik bağımlılığın da dönüştürülmesi gerektiğini savundular. Bu hedeflerin tamamı gerçekleşmedi, sonraki yıllarda kimi kazanımlarda geri adımlar yaşandı. Fakat kadınların gündelik yaşamını siyasal ve toplumsal bir sorun olarak ele almak, erken Sovyet deneyiminin ayırt edici yönlerinden biriydi.

Sağlık ve eğitim: İnsan ihtiyaçlarına başka bir bakış

Devrim sonrasında sağlık hizmetlerinin kamusal bir hak olarak örgütlenmesi hedeflendi. Nikolay Semaşko öncülüğünde geliştirilen halk sağlığı yaklaşımı, yalnızca hastalığı tedavi etmeyi değil, hastalıkların toplumsal ve ekonomik nedenlerine müdahale etmeyi de önemsedi. Yoksulluk, iç savaş ve salgınlar ilk yılları ağırlaştırdı; buna karşın Sovyet sağlık sistemi ve sağlık personeli eğitimi ilerleyen on yıllarda büyük ölçüde genişledi.

Okuryazarlığın artırılması, eğitim kurumlarının yaygınlaşması ve bilimsel üretimin desteklenmesi de yeni toplum projesinin temel ayakları arasına girdi. Bu politikaların hedefi, bilgiye ve sağlığa erişimin yalnızca insanların ödeme gücüne bağlı olmaması; eğitim ve sağlık olanaklarının daha geniş toplum kesimlerine ulaşmasıydı.

Anadolu’ya uzanan bağ: Sovyet Rusya ve Millî Mücadele

Ekim Devrimi’nin etkisi Rusya’nın sınırlarında kalmadı. Sovyet Rusya ile Ankara’daki TBMM Hükümeti, farklı ideolojik hedeflere sahip olsalar da Batılı emperyal güçlerle çatışan siyasal koşullarda yakınlaştı. 16 Mart 1921 tarihli Moskova Antlaşması bu ilişkinin önemli dönüm noktalarından biri oldu.

Sovyet Rusya, Türkiye’nin Millî Mücadelesi’ne altın, silah, mühimmat ve diplomatik destek sağladı. Bu dayanışma, iki yönetimin aynı toplumsal düzeni savunduğu anlamına gelmiyordu; fakat Anadolu’nun bağımsızlık mücadelesinin uluslararası boyutunda önemli bir rol oynadı.

Dünyaya yayılan fikir: Emekçiler tarihin öznesi olabilir mi?

1917’den sonra dünyanın farklı yerlerindeki işçi hareketleri, sosyalist partiler ve sömürgecilik karşıtı mücadeleler Rusya’daki dönüşümü yakından izledi. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ise ancak 1922’de kuruldu. Sonraki on yıllarda sanayileşme, bilim, kamusal eğitim ve sağlık politikalarıyla çok geniş bir toplumsal etki yarattı.

Bu tarihin ağır çelişkileri de vardı. İç savaş, kıtlık, muhalefete yönelik baskılar, Kurucu Meclis’in dağıtılması ve sonraki dönemlerde gelişen tek parti yönetimi, demokratik katılım ve siyasal özgürlükler açısından hâlâ tartışılan önemli sorunlardır. Bunları yok saymak tarihsel deneyimi eksik bırakır; devrimi yalnızca bu sorunlardan ibaret görmek de onun arkasındaki emekçi hareketini görünmez kılar.

Ekim Devrimi’nin dünya tarihindeki yerini değerlendirmek, geçmişteki her uygulamayı kusursuz saymak ya da elde edilen kazanımları yok saymak değildir. Bütün insanlık açısından önemli olan, insanların emekleriyle kurdukları dünyada söz sahibi olma arayışını ve bu arayışın gerçek sonuçlarını birlikte anlamaktır.

109 yıl sonra: Tarihi yalnızca iktidarlar yazmaz

Ekim Devrimi’nin ardından 109 yıl geçti. Çarlığın Rusyası da ilk Sovyet hükümeti de artık tarihin konusu. Ancak 1917’nin ortaya koyduğu sorular kapanmış değil: Üretenler neden yoksullaşır? Savaşların bedelini kim öder? Toprak, fabrika, bilgi ve sağlık üzerinde kim söz sahibidir? Eşitlik, siyasal özgürlük olmadan nasıl korunabilir?

Ekim Devrimi’nin 109 yıl sonra dünya tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olarak hatırlanmasının nedeni, bu soruların hâlâ insanlığın ortak gündeminde bulunmasıdır. Çünkü 1917, sıradan insanların kendi yaşamlarını belirleyen koşulları değiştirmek için örgütlenebileceğini, tarihin yalnızca saraylarda ve hükümet binalarında yazılmadığını hatırlatır.

109 yıl sonra Ekim’in hatırlattığı temel fikir şudur: Dünyanın zenginliğini üreten insanların, o dünyanın geleceğinde de söz sahibi olma hakkı vardır.

KÜF MEDYA | TARİH DOSYASI

Araştırma ve belge kaynakları: Vladimir Lenin, İkinci Tüm Rusya Sovyetleri Kongresi’ndeki Barış ve Toprak Kararnameleri (1917); Sovyet Halk Komiserleri Konseyi, Çalışma Süresi ve İşçi Denetimi Kararnameleri (1917); S. A. Smith, Red Petrograd (Cambridge University Press); American Journal of Public Health’te yayımlanan Sovyet halk sağlığı tarihi araştırmaları; Atatürk Ansiklopedisi, Atatürk Döneminde Türkiye-Rusya İlişkileri; Ülkü Çalışkan, Türk Kurtuluş Savaşında Sovyet Rusya’nın Malî ve Askerî Yardımları; Indiana University Press, Bolshevik Feminist: The Life of Aleksandra Kollontai.

Bu haberi paylaş

Instagram Hikâyeleri için önce görseli indirin, sonra Instagram’da Hikâye olarak seçip haber bağlantısını etiketleyin.

KÜF BÜLTEN

Küf Medya’nın güncel haberleri ve haftanın öne çıkan başlıkları e-postanızda.







Ücretsiz abonelik. İstediğiniz zaman ayrılabilirsiniz.

Bir yanıt yazın